Okul Öncesi Eğitimde Farklı Yaklaşımlar

Okul öncesi eğitimin önemi günden güne artmakta ve artan bu önem ile birçok ailenin aklında ise bazı sorular oluşmaktadır. “Çocuğum için en iyi okul hangisi?”, “Bu okulun eğitim anlayışı nedir?”, “Ne gibi imkanları var?”, “Çocuğumun gelişimine nasıl faydalar sağlayacak?”… Bunun yanı sıra benimsedikleri eğitim metotlarının çok iyi olduğunu dile getiren  okullar ile birlikte, bu karmaşa yerini bazı az bilinen kelimelere bırakıyor.

Bu yazımızda sizlere okul öncesi eğitim yaklaşımları ile ilgili bilgileri paylaşarak sorularınıza birlikte cevap bulmak istiyoruz. Bunlardan ilki sıkça duyduğumuz Montessori yaklaşımı, gelin birlikte bu eğitim yaklaşımını birlikte inceleyelim.

Montessori

Bir doktor olan Maria Montessori tarafından 1900’lü yıllarda geliştirilen bir anlayıştır. İtalya kökenli bu anlayış Maria Montessori’nin Casa de Bambini’yi (Çocuk Evi) açması ve burada özel gereksinimli çocuklarla çalışması ile şekil almış, uyguladığı yöntem ile klasik yöntemlerden uzaklaşıp, çocuklardan oldukça pozitif geri dönüşler almıştır. (Isaacs, 2011) Montessori yönteminin yanı sıra kendine özgü materyalleri de bulunmaktadır.

Montessori eğitim anlayışının klasik yöntemlerden farkına bakıp, daha yakından tanıyalım:

  • Hazırlanmış Öğrenme Ortamı
    Montessori sınıflarında gözlem çok önemlidir. Bu gözlemler öğrencilerin ihtiyaç ve ilgilerinin fark edilmesinde ve öğrenci merkezli aktivite ve ders planlarının çıkarılmasında önemli bir kaynaktır. Geleneksel yaklaşıma sahip okullarda ise öğretmen merkezli ders ve aktiviteler uygulanmaktadır.
  • Aktif vs Pasif
    Montessori anlayışında öğrenen aktiftir, bilgiye ulaşmak için keşfeder ve bunun için de yaparak öğrenmeye önem verilir. Geleneksel yöntemlerde ise öğrenen pasif şekilde dinleyici ve ezberleyici konumdadır.
  • Zaman Tanıma
    Geleneksel anlayışlarda zaman kısıtlaması ön planda iken, Montessori de öğrenene ihtiyacı kadar zaman tanınır, öğrenme süreci mümkün olduğunca müdahale ve zaman kısıtlamalarından uzak tutulur.
  • Öğretmenin Rolü
    Öğretmenin rehberliği her çocuk için geçerlidir ve her çocuk için öğrenme yolculuğunda onlara gerekli noktalarda yardımcı olur, her çocuğun kendi öğrenme hızına saygı duyar. Klasik yöntemlerde ise öğretmen aynı dersi aynı hız ve aynı yöntemlere tüm çocuklara sunmaya çalışır.
  • Yaş Grubu ve Sınıf Derecesi
    Montessori okullarında sınıf derecesi çocuğun gelişimsel düzeyine göre esnektir ve bu gelişimsel düzeylere göre karar verilebilir durumdadır; örneğin 0-3, 3-6 gibi. Ancak klasik yöntemlerde sınıf seviyeleri esnek değil ve önceden karar verilen tanımlanmış yaş grubu ve dereceye göre ilerlemektedir.
  • Uyarlanabilir Program
    Öğrenen merkezli bir anlayış olan bu yöntemde programda çocukların ihtiyaçları ön plandadır ve buna göre tekrar şekillendirilebilir. Klasik yöntemde ise program önceden kararlaştırılır ve öğrenen ihtiyaçlarına göre şekillenmez.
  • Öğrenme Hızı
    Her çocuğun öğrenme ve aktivitelerdeki hızı kendine göredir, bu saygı duyulan, öğrenmeleri için desteklenen bir durumdur. Klasik yöntemlerin olduğu sınıflarda ise her çocuğun aynı hıza sahip olması beklenir.
  • Öğrenme sevgisi
    Montessori modelinde çocukların doğuştan gelen, bilgiye olan merakı ortaya çıkarılır, çocuklara öğrenmeye olan sevgiyi öğrenir.

Reggio Emilia

İkinci dünya savaşının hemen ardından psikolog Loris Malaguzzi tarafından İtalya’nın Reggio Emilia bölgesi etrafındaki ailelerle birlikte geliştirilmiş bir eğitim anlayışıdır. Çocuğun düşünme gücünü güçlendirmenin tüm iletişimsel ve bilişsel yönlerinin birleşimiyle olduğunu savunur. (Edwards ve Forman, 1993). Bu yaklaşımda işbirliği önemli iken, öğretmenler de çocukların ilgi ve fikirlerini keşfetmek ve onlara rehberlik eder konumdadır. Doğru ve detaylı gözlemler yoluyla keşfedilen ilgi ve fikirler, uygun soru sorma ve teşviklerle şekillendirilir.

Bu eğitim anlayışının en büyük özelliklerden biri de proje yaklaşımıdır. Projeleri belirleyen çocukların merak ettikleri veya ilgi duydukları noktalar olabilirken, bu projelerin süresi bir ay veya bir döneme kadar değişebilir iken, yine çocukların ilgi ve konsantrasyonları önemli bir noktadır. Bu süreçte dokümantasyon bir diğer önemli ve gerekli noktadır, tüm süreci ve öğrenmeyi çeşitli fotoğraflama, video kaydı, sanat çalışmaları yollarıyla kayıt altına alır ve okulun çeşitli yerlerinde sergileyerek öğrenmeleri canlı tutar. Çocukları öğrenme sürecine dahil etmek, onları teşvik etmek yaratıcı düşünmeyi aşılamak bu yaklaşımdaki önemli özelliklerdendir.

Waldorf

Bu anlayışın kurucusu Rudolph Steiner’dır. Genel olarak eğitim programlarında çocukların aktif öğrenmesi, yaparak öğrenme ile yaratıcı oyun önemli bir yer tutar. Steiner’a göre çocukların hayal gücüne yönelik oyunlarla ve baskı ve yarıştan uzak bir öğrenme ortamında olmaları gerekir. Waldorf sınıflarında minimalist bir anlayış izlenir ve doğal materyaller ile tahta oyuncaklar önemli bir yer tutar.

Sanatsal aktiviteler ile yaratıcılık ve hayal gücünün artırılması, gerçek deneyimleri öğrenmeye katarak, çocukların dünyayı algılamalarına destek verilir. Örneğin bahçe işleri, ev ile alakalı pratikler de programın içinde yer alan aktivitelerden bazılarıdır. Buna bağlı olarak sınıf dışı, doğa ve bahçe etkinlikleri de programda önemli yer tutar.

Dodge Yaratıcı Öğretim Programı

Bu eğitim modeli Diane Trister Dodge tarafından geliştirilmiştir, sınıf ortamını on öğrenme merkezi ile destekler. Bu öğrenme merkezleri şunlardır: pişirme, kütüphane, müzik ve hareket, açık hava, kum, sanat, blok, bilgisayar ve ev köşesidir. (Dodge, 2010a). Öğretmenlerin sınıflarını aktif öğrenme ve çocukların ilgisini göz önüne alarak ayarlamaları beklenir.

High Scope/Yüksek Kapsam

High Scope yaklaşımı 1960’lı ve 70’li yıllarda David P. Weikart öncülüğünde geliştirilmiş bir modeldir. Piaget’nin yapılandırmacı anlayışına göre şekillenmiştir, böylece çocukların aktif ve bilgiye deneyerek kendi deneyimleriyle ulaşmasını hedefler. Bu yaklaşım özellikle dezavantajlı çocukların eğitimine odaklanmış olsa da şu an her çocuğu kapsayıp odaklanmaktadır. Aktif öğrenme, çocukların ilgi alanları ve öğrenme merkezleri ile sınıf ortamında desteklemek bu yaklaşımın önemli noktalarındandır. Rutinler, küçük ve büyük grup aktiviteleri, problem çözme de çocukların bu öğrenme süreçlerini oluşturan temellerdendir. Deneyimlere önem veren bu modelde, yaratıcılık, dil ve edebiyat, sosyal ilişkiler, hareket, müzik gibi temel aktiviteler programda kullanılan türlerden bir kaçıdır.


Görüldüğü üzere birçok okul öncesi eğitim yaklaşımı çocuklarımızı keşfetmeye, deneyerek öğrenmeye, süreci yaşatmaya yönelik bakış açıları sunuyor. Biz TilkiLab Hikayeleştirilmiş Eğitim ve Aktivite Setlerini hazırlarken de bu noktalara büyük önem gösteriyor, çocuklarımızın pasif değil aktif öğrenen, öğrenirken sorgulayan, öğrenme ardından fikir geliştirerek bir yaratı veya çözüm sunmaları için içerikler üretiyoruz.

Çocuğunuz için seçtiğiniz okulun, fiziksel özelliklerinin önemi yadsınamaz. Ancak benimsedikleri okul öncesi eğitim felsefesi ve çocuğunuzun buna olan uyumu mutluluğu ve akademik başarıyı beraberinde getirecektir.

İpek Öztürk // TilkiLab Okul Öncesi Eğitim Danışmanı

Kaynakça
Isaacs, B. (2011). Bringing the Montessori approach to your early years practice. New York, NY: Taylor & Francis
https://www.indiamart.com/proddetail/montessori-materials-17478573055.html  
http://ageofmontessori.org/differences-montessori-traditional-education/

Edwards, C. P., Gandini, L., & Forman, G. E. (1993). The Hundred languages of children: The Reggio Emilia approach to early childhood education. Norwood, NJ: Ablex.
https://www.tsc.nsw.edu.au/tscnews/what-is-the-reggio-emilia-philosophy

Dodge, D. T. (2010a). The creative curriculum for preschool, Volume 1: The foundation. Washington, DC: Teaching Strategies.

Friedlaender,D., Beckham, K., Zheng, X., & Darling-HammondGrowing, L. (2010) Growing a Waldorf-Inspired Approach in a Public School District.